YAYED
YAYED
YAYED
YAYED
YAYED

Yerel Seçimler

E-Bülten

YAYED

Kalkınma Ajansları Hakkında TMMOB Görüşü

TMMOB kalkınma ajanslarının danışma-karar organlarında yer almama kararı aldı.

TMMOB KALKINMA KURULU'NA KATILMAMA KARARI ALDI.
20 Eylül 2006 www.tmmob.org.tr

TMMOB Yönetim Kurulu, 17 Eylül 2006 tarihinde yaptığı toplantıda, Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında kurulan "Kalkınma Kurulu"na ve karar organı niteliğindeki "Yönetim Kurulu"na katılmama kararı aldı.

TMMOB Yönetim Kurulu toplantısında, katılımın uygun görülmemesi ve bu tür yapılanmalar içerisinde yer alınmaması yönündeki raporun uygunluğuna oybirliğiyle karar verildi.

TMMOB, daha önce Bakanlar Kurulu'nun "Bazı Düzey 2 Bölgelerinde Kalkınma Ajansları Kurulmasına Dair Kararı"nın iptaline ve yürütmenin durdurulmasına, bu işlemin dayanağı 5449 sayılı Yasa'nın Anayasa'ya aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesine karar verilmesi istemiyle Danıştay'a başvurmuştu.

Kalkınma Ajansları ile Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Hakkında
TMMOB Raporu

Küresel kapitalizme eklemlenme sürecinin tamamlanmasıyla, mevcut sosyal devlet modelinden düzenleyici/yönetişimci devlet modeline geçişi öngören ve ülkenin pazar, devletin tüccar, vatandaşın müşteri haline getirilmesine yönelik olarak gündeme getirilen Kamu Yönetimi Temel Kanunu'na karşı mücadele eden TMMOB; dış dayatmalı kamu reformunun bir parçası olan ve ayrı yasalarla gündeme gelen 5449 sayılı Yasayla kurulan Kalkınma Ajansları ile 5523 sayılı Yasayla kurulan Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajanslarının amaçları ve işlevlerinin, TMMOB'nin amaçları ve ilkeleri ile örtüşme durumunu; bağımsızlık, demokratik katılımcılık, toplum çıkarı ve kamu yararı ilkeleri açılarından incelemiş ve aşağıdaki konuların Odalarımıza iletilmesi kararlaştırılmıştır.

Ekonomik küreselleşmenin değiştirdiği üretim sistemleri ve politikalar; ekonominin ve ekonomik kalkınmanın odak noktasını, ucuz emek üzerinden rekabetçi bir sisteme oturtmuş ve özellikle az gelişmiş ülkelerin her türlü doğal kültürel ve tarihi değerlerini metalaştırarak küresel hiyerarşide yer kapabilme adına pazara sunmalarına neden olmuştur. Bu gelişmeler sonucunda, sadece ülkeler değil, bölgeler, kentler bile kendi ekonomilerini sürdürebilmek adına her türlü kaynak ve değerlerini ortaya atarak birbirleri ile amansızca yarışan rakiplere dönüştürülmüştür. Sadece küresel sermayenin çıkarlarına uygun olarak hareket edenlerin ayakta kalabildiği bu yarışın en önemli argümanı ise; ülke, bölge ve kentlerin geleceklerini yok etme pahasına pey olarak sürdükleri ucuz emek deposu haline gelen yurttaşları, hızla sömürülen doğal, kültürel ve tarihi değer ve kaynakları olmaktadır.

Kamu idaresinin; Dünya Bankası ve IMF politikalarının ülkenin her yerinde hiçbir hukuki ve toplumsal engelle karşılaşmaksızın uygulanması esasına göre yeniden yapılandırılmasına yönelik neo-liberal politikalar; Avrupa Birliği ile entegrasyon süreci çalışmaları kapsamında kamusal ve toplumsal çıkarlar yerine ulus ötesi sermaye gruplarının çıkarlarını öne alan uygulamalarını iç hukukumuz nezdinde sağlama alabilmek adına Anayasanın temel hükümlerine uygunluğu tartışılır kanun ve kararnameler ile uygulamalarına devam etmektedir.

Bu süreçte, sermaye dolaşımının ve hizmet sektörleri ticaretinin serbestleştirilmesi, bunların önündeki engellerin kaldırılması, ulusal sınırların yokedilmesi, kamu yönetimi ve denetiminin daraltılması, toplumsal refleksin yok edilmesi, doğal zenginliklerimizle ilgili yetkilerin yerel yönetimlere devredilmesi, özelleştirme ve serbest piyasa yöntemleri ile elden çıkarılması, devletin planlama, yönlendirme ve denetleme işlevlerinden ve sosyal devletten uzaklaştırılması hedeflenmektedir. 5449 ve 5523 sayılı Yasaları da içeren bu sömürgeleştirme yasaları, mühendislik ve mimarlık uygulamalarını ve üyelerimizin çıkarlarını da birçok alanda doğrudan ve olumsuz etkileyecek hükümler içermektedir.

Türkiye'nin yatırım ve kalkınma stratejisini temelden değiştirmeye yönelik girişimleri içeren ve çok uluslu şirketlerin/gelişmiş ülkelerin çıkarını gözeten yapısıyla 5449 sayılı Yasa ile kurulan Kalkınma Ajansları; bir çok maddesinde belirsizlik içeren ve keyfiliğe olanak tanıyan; merkezi/yerel yönetim sistemi içerisindeki yeri, kamu/özel hukuk tüzel kişiliği, personel istihdam yöntemi gibi pek çok tartışmalı olguyu bünyesinde barındıran; ulusal kalkınma planına atıfta bulunulmadan ve ulusal kalkınma planı ile bağlantı zorunluluğu getirilmeden bölge plan ve programlarının uygulanması konusunda yetkili ve görevli kılınan; kamu yararı yerine bölgelerarası rekabeti ön plana çıkaran; kamu kaynaklarının özel kesimin emrine verilmesine olanak tanıyan; iç ve dış kaynak sağlamakta bağımsız kılınan ve kaynağı bulmak için kredibilitesi yüksek kuruluşlardan referans alma zorunluluğu ile karşı karşıya bırakılan; yereldeki bilgilerin küresel piyasalara aktarımı ve küresel sistemle bütünleşmesine altyapı oluşturan; yasamaya ait olan asli düzenleme yetkisinin ilke ve esasları gösterilmeden yürütmeye devredildiği; idarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde hiyerarşik denetime tabi olmamasına karşın merkezi ve yerel olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarını denetimi ve kontrolü altına sokabilecek yetkiyle donatılmış; hesap verilebilirlik ve sağlıklı denetim açısından üzerinde bir kamusal denetim öngörülmemiş olmasına karşın bağımsız dış denetim kuruluşlarının dış denetimine tabi olan; tek ilden oluşan bölgelerde ajans yönetim kurulunda yer alacağı ifade edilen sivil toplum kuruluşlarının hangi türden ve hangi alanda etkinlik gösteren sivil toplum kuruluşları olacağına ilişkin bir belirleme yapılmayan; Anayasa'da bir düzenleme yapılmaksızın Anayasa'nın çizmiş olduğu yönetsel yapı tablosuna uygun olmayan farklı bir model olarak gündeme gelmiştir. Ayrıca, AB tarafından Türkiye için öngörülen katılım öncesi stratejisinin bölgesel gelişmişlik farklılıklarını azaltmaya yönelik gayretleri finanse etmekten çok uzak olduğu ve Müzakere Belgesi'nde alınacağı tasarlanan yetersiz yapısal fonlara kalıcı sınırlama getirilebileceğinin açıkça belirtildiği de bilinmektedir.

5523 sayılı Yasa ile kurulan Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı; idari ve mali özerkliğe sahip, kamu tüzelkişiliğine haiz, bünyesindeki Kurul'da özel sektörü temsil eden şirketleri barındıran, 5449 sayılı Yasa ile DPT Müsteşarlığı'na verilen eşgüdüm ve gözetim görevine ortak olan, yerli sermayeli yatırımlarla doğrudan yabancı yatırımları özendirme görevi verilmiş, özellikle yabancı yatırımcıların önündeki engellerin kaldırılması amacıyla kurulan, özel statülü, merkezi bir kurum olarak kurulmuştur. Dünya Bankası'nın da aktif rol üstlendiği süreç içinde, yatırımcılar önündeki idari engel olarak öne sürülen konular arasında, doğal kaynakları koruyucu düzenlemeler ile TMMOB Yasası'nda yer alan yabancıların çalışma koşulları sayılmaktadır. Bu konuda TMMOB'nin karşı çıkışına karşın, sermayenin istemlerine uygun yasal düzenlemelerin gündeme geldiği bilinmektedir.

Ülkemizin kalkınma planlarının; bilim, teknoloji, yenilenme ve sanayileşme politikaları temellerine oturtulmasını ve ülkemizin tüm alanlarda ve tüm sektörlerde kendi ulusal planlarını yapmasını zorunlu gören TMMOB; küresel şirketlerin/gelişmiş ülkelerin her türlü denetimden uzak yatırımlarını gerçekleştirmek üzere ülkemizdeki taşeronu durumuna gelebilecek "ajans" olgusunu ve yeni/dış dayatmalı "bölgesel kalkınma stratejisi"ni, bu içeriğiyle, örgütsel ilkeleri arasında yer alan "bağımsızlık", "demokratik katılımcılık", "toplumsal çıkar" ve "kamu yararı" ilkelerine aykırı görmektedir.

Sermaye çevrelerinin değil halkın/toplumun çıkarı ve kamu yararı için yasa çıkarılması talebini sahiplenmek ve yükseltmek durumunda olan gücünü üyelerinden alan, ulusal düzeyde planlı kalkınma yöntemini benimseme yerine, ülkesel/bölgesel/yerel yatırım kararlarını verme ve öncelikleri belirleme hakkının sermayeye devredilmesine karşı çıkan ve bu amaçla konuyu yargıya taşıyan TMMOB; mesleki demokratik kitle örgütü kimliğiyle, 5449 sayılı Yasa kapsamında kurulan ve işlevi göstermelik bir danışma organı olan "kalkınma kurulu"na ve seçilme koşulları tümüyle idarenin keyfiyetine bırakılan karar organı niteliğindeki "yönetim kurulu"na katılmayı uygun görmemektedir ve bu tür yapılanmalar içerisinde yer almayacaktır.

Yayed Görüşü kategorisindeki diğer başlıklar
YAYED Yerel Yönetim Araştırma Yardım ve Eğitim Derneği Ziya Gökalp Caddesi, No.30 Kat.5 D.17 06420 Kızılay / Ankara, T: (312) 430 35 60, F: (312) 430 62 90
İşbu sitenin tüm hakları saklıdır. Web sitesi içerisindeki dökümanlar yazılar ve resimler kaynak gösterilse dahi, izin alınmadan başka web sitelerine, ticari yayınlara aktarılamaz, kopyalanamaz. © 2012
Web Tasarım