YAYED
YAYED
YAYED
YAYED
YAYED

Yerel Seçimler

E-Bülten

YAYED

2013 Bütçe Görüşmeleri Konuşma Notları (Oğuz Oyan)

OĞUZ OYAN’ın KONUŞMA NOTU 2013 BÜTÇESİ /17 Aralık 2012
GELİR BÜTÇESİ ve ÖZELLEŞTİRME

Pdf Dosyası için tıklayınız.


Gelir Bütçesi


-I-


Şimdiye kadar 10 AKP Dönemi bütçesi yaşandı. Bunlardan ilk 6’sı doğrudan IMF gözetiminde hazırlanmıştı. Yedincisine yani 2009 bütçesine de yoğun IMF müdahaleleri oldu; son dakikada tarım desteklerine ve kamu yatırımlarına IMF talimatıyla yüzde 10 tırpan vurulmuş olduğunu o dönem burada olan milletvekilleri iyi anımsarlar. Sonraki bütçeler ve şimdi 11 incisini görüştüğümüz AKP bütçesi de, OVP’ler de IMF’nin yakın izlemesi altındadır.


AKP bütçeleri, 2005-2008 döneminde ve 2011’de milli gelire oranla yüzde 2’nin altında kalan açıklar verdiler. Bunun nedeni esas olarak, iç talep kaynaklı büyümenin beslediği dolaylı vergilerdi. Ayrıca 2005-2008 döneminde 27 milyar dolarlık (yani bugünkü kurla yaklaşık 49 milyar TL’lik) özelleştirme geliri elde edildi.

 

Ancak 2003-2004 (%8,8 ile 5,2) ve kriz yılı olan 2009’da (%5,5) bütçe açıkları yüzde 5’in üzerindeydi; krizin etkisinin henüz hissedildiği 2010’da da %3,6 gibi yüksek bir oranda kaldı. 2011’deki toparlanmadan sonra 2012’de yeniden yüzde 2,5’a doğru başlangıç öngörülerini aşan bir tırmanma var. Kaldı ki bu dahi arızi gelirler sayesinde sağlanabiliyor.

Aslında 2008 sonrasını bir bütün olarak kavramak da mümkün. Bu dönemde, geçmiş dönemlerden daha fazla arızi veya olağandışı gelirlere bel bağlanmış görünüyor. Gerçi ondan önceki dönemde de arızi gelirlerin öne çıktığı oldu: Örneğin 2005-2008’de özelleştirme gelirleri; iki yılda bir karşımıza çıkan vergi/prim afları gibi.

2008 sonrasında ise, krizin bütçe açıklarını arttıran etkileriyle başa çıkabilmek için yeni olağandışı gelirler arandı:

1. 2008 sonrasında özelleştirme gelirleri zayıflasa da gene var. Hatta özelleştirmeler için KİT satışları dışına da çıkıldı.

2. Vergi barışı/prim affı kapsamı ise genişletilerek ve süresi uzatılarak sürdürüldü.

3. 2008 bütçesinden itibaren İSF’dan bütçeye kaynak transferi başlıbaşına önemli bir gelir kalemi oldu. O kadar ki, 11 yılda işsizlere verilenden daha fazlası dört yılda bütçeye aktarıldı.

4. 2/B arazilerinin satışı -orman köylüsünün sorunlarını çözmek için değil- önemli bir kaynak olarak tasarlandı. (2012 bütçesi ile 2013 için

2

önemli gelir kaynağı olarak tasarlandı; ama -CHP’nin öngörülerini doğrularcasına- iktidarın beklentilerinin çok altında seyrediyor).

5. Bedelli askerlik, savunma ihtiyaçlarına değil bütçe ihtiyaçlarına cevap arayışıydı; şu anki uzatma da 2012 bütçesinin açığının aşağıya çekilmesine yöneliktir.

6. Bu arada beklenmedik arızi gelirler de 2012 bütçesi açığını aşağıya çekti: TCMB’nın 2011’de tırmanan döviz kurunu aşağıya çekmek için daha önceden düşük kurdan aldığı dövizleri satışa sunmasından elde ettiği muazzam kâr, 2012 bütçesine transfer edilince bir makyaj da buradan sağlanmış oldu.

7. Ücret gibi zorunlu giderlerde zaman kaydırmaları da -enflasyonist aşındırmaya uğratarak ve borçlanma faizlerinin yükünü erteleyerek- bütçe açıklarını perdelemek açısından benzer işlev görebilir. Nitekim maliyenin bir fırsatçılığı da, memur maaş zamlarını bu yılın Mayıs ayına kadar ertelemesi oldu. Diğer bir fırsatçılık, Toplu İş İlişkileri Yasasının geciktirilmesi yoluyla kamu toplu iş sözleşmelerini iki yıl geciktirmek oldu.

Ancak 2012 bütçesini kurtarmaya dönük tüm bu çabalara rağmen açıklar başını yeniden kaldırmıştır. Arızi gelir alanları da giderek kurumuştur. Gelirlerin artmadığı bir ekonomik durgunluk ortamında hem olağan hem de olağandışı gelirlerin yavaşlaması ve tıkanması kaçınılmazdır.

Aslında sıkışmayı yalnızca bütçe açıkları üzerinden tanımlamak yeterli değildir. Hazine nakit açıklarının büyümesi bir diğer sorundur. Birincil fazla yaratma kapasitesinin küçülmesi de diğer bir sorundur. Ekonomik durgunluğa rağmen cari açıkların yeterince aşağıya çekilememesi de yeni dış kaynak girişlerine ihtiyacı büyütmektedir.

İşte bu nedenlerle, yabancılara toprak satışının genişletilerek kolaylaştırılması hem iç hem dış açısından önem taşır. Kamu-Özel Ortaklığında “Eksik İmtiyaz” döneminin başlatılması, sağlık başta olmak üzere kamu yatırımlarını kolaylaştırırken yandaşlara rant dağıtır. Kentsel dönüşüm de aynı amaca daha geniş ölçekte hizmet eder. Sukuk uygulamalarıyla yani faizlerin (örneğin Gelir Ortaklığı Senedi –GOS- faizinin) kira olarak tanımlanmasıyla İslami katılım bankalarına yeni pazar, kamu yatırımlarına yeni kaynak yaratılması amaçlanır.

Tüm bunların çatısında ise, sıcak paraya olan esaretin icabı olarak uygulanan para ve maliye politikaları bulunur.

Devamı için tıklayınız.

 

Yayed Görüşü kategorisindeki diğer başlıklar
YAYED Yerel Yönetim Araştırma Yardım ve Eğitim Derneği Ziya Gökalp Caddesi, No.30 Kat.5 D.17 06420 Kızılay / Ankara, T: (312) 430 35 60, F: (312) 430 62 90
İşbu sitenin tüm hakları saklıdır. Web sitesi içerisindeki dökümanlar yazılar ve resimler kaynak gösterilse dahi, izin alınmadan başka web sitelerine, ticari yayınlara aktarılamaz, kopyalanamaz. © 2012
Web Tasarım